Ana içeriğe atla

GÖNÜL BOHÇASI


Arkadaşlar merhaba. Mutluluğun tarif edemeyeceği bir duyguyu sizlerle paylaşmak istedim ve ilk olarak bloğumuza katkı sunanların emeklerini değerlendirerek onlara sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Son günlerde bloğumuza yapmış olduğunuz yoğun ilgi ve okunma oranlarının artmasından dolayı da sizlere çok teşekkür ederim. Aynı zamanda yine son haftalarda blog ile daha çok kişi etkileşime geçiyor ve gün geçtikçe blog yazılarının okunma sayısı da artış gösteriyor. Bu durum bizim için, değer verdiğinizi göstermesi açısından oldukça güzel bir durum. 

Tenâkuz blog yazarlarımızın kavramlara her yönden bakması, anlamlandırma çalışmalarını yapması ve özellikle de edebiyata yeni bir bakışı sunabilme çabası, sizlerin geri dönüşlerinin bizlere gerekli desteği sunması yönüyle önemli bir süreci yakaladı. Bu yönüyle bizlere daha çok dönüş yapmak ve çalışmaların sıklıklarını da iyileştirici ya da geliştirici bir yönde ulaştırma durumları açısından 'tenakuzlar@gmail.com' hesabı ile iletişime geçmeniz ya da sosyal medya hesapları ile iletişim kurmanız bizler için oldukça önemli. Siz okuyucularımıza daha etkin ve kapsamlı bir okuma sunmak için çok çabalıyoruz. Bu yönde tekrardan teşekkür ediyor ve Nuri Pakdil'in, "kalem benim kale'm" ifadesi ile "Gönül Bohçası" konuşmamızı sonlandırıyorum. Sağlıcakla ve esenle kalın...

TENÂKUZ Genel Yayın Yönetmeni




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ESER İNCELEMESİ: HALİDE EDİP ADIVAR / ÇARESAZ - MÜZDELİFE YILMAZ

KONU “İMAM NİKÂH VE RESMİ NİKÂH”  Çaresaz, Milli Mücadele’nin önemli isimlerinden ve edebiyatçılarından Halide Edip Adıvar eseridir. Türkiye çağdaşlaşma sürecinin 1961’li yıllarında ele alınır. Adıvar, İstanbul hayatında yaşananları kısa roman şeklinde sunar. Herkesin bildiği gibi Adıvar, Milli Mücadele dönemi kahramanı ve yazarıdır. Ama bu eserde, kendi kabuğunda kavrulduğu İstanbul hayatı görülür.   Eserin İçeriği; Romanın   başkahramanı   olan Mediha; daha küçük yaşta iken annesini kaybeder ve 5-6 yaşlarına kadar evin hizmetçisi tarafından büyütülür. Babası, Sultan II. Abdülhamid’in kilercibaşı kadrosundan Selim Bey’dir ve Sultan’ın tahttan indirilmesiyle görevinden ihraç edilir. Eşini ve işini kaybeden Selim Bey -kendi sonunu hazırlayacak- içkiye başlar. Mediha işe yakın komşuları olan Nikolakiler’in de yardımıyla bir süre sonra yatağa düşen ve vefat edecek olan babasına bakar. Anneden sonra baba ölümüne de şahit olan Mediha, çok çalışır ve Üsküdar Ko...

GÖKYÜZÜ TAVAN - DERYA SARA

Tavanı seyrettiğim üçüncü gündeyim. Tam gözlerimi kapatıp ondan uzaklaşacağım anda, inadına karşısına almak istiyor beni. Ve hem de; anlatamadığı onca şey varmışçasına. Dinlemek istiyorum, “e hadi anlat” diyorum. Alay edercesine karşımda duruyor yalnızca. Korkuyorum bazen onunla yalnız kalmaktan ama kapının gıcırtısı kurtarıyor beni. Önce usulca kol iniyor, gıcırtı duyuluyor ardından üç beş adım sesi... Gerisi yok, hep tavan. Her gelişinde tavanın sessizliğine engel olarak bir şeyler mırıldanıyor bana, duyuyorum. Bazen en sevdiğim şarkıları söylemeye çalışıyor, sesi biraz kötü ama yine de mırıldanıyor. Bazen öyle konuşuyor ki karşılık vermek için kendimi zorluyorum ama yok, yine tavan. Tavana daha fazla direnemiyorum, gözlerim karıncalanıyor... Tavanı seyrettiğim dördüncü gündeyim. Yakınlarda bir pencere olmalı ılık bir rüzgâr gözlerime değiyor sanki. Belki de yanılıyorum, pencere de yok, ve sadece bir klima esintisi. Bir farklılık var bugün tavanda alay etmek şöyle dursun beniml...