“ sen var oldun tenhasında devlerin ben hiçliğe bulaştım ne hiç kaldı bende ne sende varlık elimizde, avucumuzda şimdi hain aldanmışlık ve ihtiyarlık… ” Bir şiirin sizde bıraktığı tat, ancak yaşanmışlığınız kadardır. Ancak o zaman, kelimeler bir vurgun gibi geçer yüreğinizden. Çünkü okumak, sadece bir kâğıdın kalbine dokunan lekeleri izlemekten ibaret değildir. Tıpkı yaşamanın, günü geçirmekten ibaret olmadığı gibi. Yaşamak, hayatı bir şiir gibi okumaktır esasında. Zaten; Yaradan’ın dokunduğu her-şey- bir şiir değil midir? Ve bizler, her birimiz bir isminin tecellisi değil miyiz? Farklı isimlerin tecellisine hükümlü değil miyiz? İnsan, bir yüzüyle melekleri imrendiren, diğer yüzüyle ise şeytanları ürküten esrarlı bir madalyondur. Ve yine insan, dağların omuzlayamadığı yükü sırtlanan, ama aynı zamanda bir yıldıza uzanamayacak kadar da acizdir. Varlık ve hiçlik arasına kurulan bu köprüde ruhun hakikatini görebilirsiniz; Nurullah Genç dizelerinde. İşte bundan olsa gerek o ...
Edebiyat, Fikir, Psikoloji, Sinema ''İnsan; çelişkiler fırtınasının bir garip yolcusu.''