Biliyorum, bu sefer bazı hayal evrenlerini, tüm belirsizliklere inat biliyorum. Bunca bilinmezliğin arasında, Protagoras’ın elinden kaçıp bilebildiğim noktalardaki yerlere yetişmek için otobüs duraklarına koşuyorum. Bu sonu gelmek bilmeyen kış günlerinin elbet bir çiçekle sonlanacağını, ve “ bir çiçekle bahar olmaz lâkin her baharın bir çiçekle başladığını ” bildiğim noktalardayım. Kaçarken paltomu almayı unutmuşum. Kafamı kaldırıp gökyüzüne bakınca, bulutların üşüyen bedenimi sardığını hissediyorum. Gökyüzünü üzerime alınca avuçlarımda tuttuğum güneş içimi ısıtıyor. Kuşlar, ah kuşlar ne kadar da özgürce uçuyorsunuz öyle; savrulan saçlarımın arasında. Saçlarım bir değer kazanıyor böylece, kuşların sonsuz varlığına. Otobüs durağına vardığımda, beklemekten hiç haz edilmeyen dakikaları, bir girdap derinliğinde hissediyorum. “ Hadiii, gel artık nerede kaldı bu otobüs ” serzenişlerimi birden, içimde isimsiz hükümler sahibi, tüm otobüslere armağan ediyorum. Ne kadar sabırsızmışım bugüne...
Edebiyat, Fikir, Psikoloji, Sinema ''İnsan; çelişkiler fırtınasının bir garip yolcusu.''