Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Antoine de Saint-Exupéry etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

SAINT EXUPÉRY: PRENS’İN BÜYÜK KALBİ

Antoine de Saint-Exupéry’yi hayallerinde canlandırmak isteyenlerin; onu, Ain eyaletinin Saint-Maurice-de-Remens’deki baba malikânesinde, etrafı kolaçan etmekten memnun, dünyayı hayranlıkla keşfeden,  Küçük Prens  adlı kitabındaki sarı, kıvırcık saçlı çocuk olarak göz önüne getirmeleri gerektir. Hayal kurmaktan hoşlanan bir tabiatı vardı. Eğitimin, çalışmanın baskısını kabul eden bir özgürlüğe gönül vermiştir. İlk şiirlerini yeniyetmelik çağına girer girmez yazmaya başladı; bir evren yarattı kendine göre. Daha o yaşlarda, boş zamanlarının bir kısmını, örneğin yelkenli bisiklet gibi yeni nakil araçları icat etmeye ayırıyordu.  Ergenlik çağına girince, meziyetleriyle övünen, kendisini dev aynasında gören -büyük bir adam- olarak değil düşünce olgunluğuna vaktinden önce eren bir yeniyetme olarak görünür. Hem heyecanlı hem tedbirli, hem sert hem yufka yürekli davranmasını bildi. İri yapılıydı; boyu bir metre seksen dört santimdi. Geniş omuzlarının arasında kocaman, hemen h...

TAKOZ (2. KISIM) - MUZAFFER BİLSİN

Çok sessiz ölümlerle bezediğim ve uzun düşüncelerle geçen otobüs yolculuğunun sonunda, ‘son durak’ olarak adını bilmediğim bir şehre çoktan varmıştık. Düşünme eyleminin yoruculuğunu koltuğumdan kalkınca daha net hissettim. Ayağa kalkınca kararan gözlerim ve içimde asla tutamadığım ışıkların kayboluşu belirdi. Kaptana doğru seslenerek ‘kaptan beni müsait bir yerde indir’ dedikten sonra kaptan beni şehrin meydanında bıraktı. Otobüsün basamaklarından iner inmez kendimi bir koyun sürüsünün içinde buldum. ‘Ne oluyor arkadaş bunlarda ne böyle, şehre mi geldik yoksa köye mi belli değil’ der demez sürünün çobanını gördüm. Bu çoban, elinde bir fener ile dolaşan Diogenes’di. Söylediklerimi duymuş olacak ki bana doğru bağırarak: “Hey, evlat sen” diye seslendi. - “Bana mı diyorsun bey amca buyur” dedikten sonra kaşlarını çatarak; “burada senle benden başka birisi yoktur tabii ki sana sesleniyorum”, diye çıkıştı. Ne kadar da sinirli bir adammış arkadaş böyle; “buyur bey amca seni dinliyorum”....