Ana içeriğe atla

SIRRIMA SADIK SATIRLAR - ZEYNEP HAVVA AKYOL


Kendimi bildim bileli bu köyde yaşıyorum. Anam babam yoktur. Neredeler bilmem. Beni bir gece vakti, köyün orta yerine bırakmışlar. Neyse zaten onu bile hatırlamıyorum. Konuşmayalım böyle meseleleri. Köyün sakinlerinden Rahmetli Zühre ana, almış beni yanına sağolsun. Oğlu Mahmut’la birlikte kardeş gibi büyüttü ve yetiştirdi beni; bugünlere. Mahmut’u çok severim ama sevgim yüreğimin önüne geçebilir mi bilmem. Mahmut yüreğimi söktü de üstüme toprak atmaya kıyamadı. 
Mesele şu ki gönlüm bir yıldız gözlüye kaydı. Ailesiyle tanışıp konuşmak istedim. Her hafta onun köyüne gidiyordum ‘kızınızın yüzünü kendime gök edinmek istiyorum, rıza var mıdır’ demek için. Ama nafile. Camide rast gelirsem babasıyla ya da kardeşleriyle konuşuyordum. Gel zaman git zaman yapamayınca vazgeçtim denemekten. Sevdamdan değil yanlış anlama, ailesiyle konuşmaya çalışmaktan. Baktım yapamıyorum, bizim Mahmut’a açtım derdimi, ‘benim adıma gidip babasıyla konuşması’ için. Öyle sevindi ki, onun sevincinden ben de heyecanlandım. Kardeşim, ‘üslubunca haber gönderip geleceğim’ dedi. Kızın köyüne gitti de birkaç gün gelmez oldu. Geldiğinde ise beti benzi atmıştı. Feci hastalanmışa benziyordu. Birkaç gün boyunca ona iyileşmesi için baktım. Bu süreç boyunca ağzını bıçak açmıyordu. Tabii ben de soramıyordum, ‘haberler iyi midir’ diye. İyi olup benimle konuşana dek bekledim. Bir hafta olmadan çok şükür topladı kendisini. ‘Onay verdiler’ dedi bir anda; çatallı sesiyle.  Önce dondum kaldım ama sonra bir heyecan sardı beni hoplayıp zıplamaya başladım. Bir baktım, Mahmut hâlâ durgun. ‘O hastalıktan yeni çıktı, benim yaptıklarıma bak’ diye düşünüp çabucak ciddiyete büründüm. Ama ciddi halimle bile, ‘ne zaman görüşmeler olacak, istemeye ne zaman gideriz’ diye art arda sorular yağdırıyordum. Gözlerimi kocaman açıp sık sık kırpıştırırken onun yüzünde bir cevap arıyordum. ‘Haber gönderecekler’ dedi hüzünlüce. Her gün ‘haber geldi mi’ diye soruyordum. Bir gün baktım ki Mahmut yok. Öğrendim ki yıldız gözlümün köyüne gitmiş. Belli ki bir haber aldı da gitti. Beni aldı bir heyecan. Öksüz birinin olamayacağı kadar neşeliydim. Bu neşe beni ne gece ne de gündüz uyutuyordu. Birkaç gün sonra eve Mahmut geldi. İlk defa soru yağmuruna tutmuştum birini. Sonu gelmeyen soruları soruyorken bir tebessüm etti ki bu bana çok şey anlatmıştı. Ama o ürkütücü suskunluğundan garip bir şey çıkacağı dışında, hiçbir şey anlamamıştım gerçi. Bir ayağı sallanan tekli koltuğa oturdu usulca. Başladı anlatmaya her şeyi. Köye gittiğinde nasıl ağırlandığını, kızın ailesinin neler yaptığını, köyde nasıl tanındıklarını vs. Anlatırken camın önüne gitti ve orada gökyüzünü izlemeye başladı. O sustu, ben sustum.
Sessizliğimizi onun derin bir iç çekişi sonlandırdı. ‘Yıldızlar ne güzel tıpkı onun gözleri gibi’ dedi. Bunu duyduğumda sanki nefes almayı o an sonlandırmıştım. Masada duran masum bıçağın, kalbime mi yoksa sırtıma mı saplandığını anlamaya çalışıyordum. Ciddiydi. Gözlerinin yıldızına o da kapılmıştı demek. Sesi feci halde yorgun ve çaresiz geliyordu. ‘Kalbine engel olamadığından’ falan bahsediyordu herhalde tam duyamadım. O anı çok hatırlamıyorum. Biri beni yönetiyormuş gibi haberim olmadan kendimi evden çıkarken buldum. O sırada ‘kız isteme’ dediğini hatırlıyorum. Galiba yıldız gözlümü, dostum kendisine isteyecek. ‘Gitme’ dediğini duydum. Sesi öyle acizdi ki duymaya yürek dayanmazdı. Neyse ki yüreğimden eser kalmadığı için gidebildim. Nereye gittiğimi bilmiyordum. Tek bildiğim aklımda bir şarkı mırıldanıp duruyorum: ‘İşte gidiyorum, bir şey demeden, arkamı dönmeden, şikâyet etmeden...
Düşünüyorum da Mahmut’a kızgın değilim. Kızgınlığım kendime. Kızın ailesiyle konuşmayı başaramayınca vazgeçip Mahmut’u gönderen bendim. Sevgim güçlüydü ama görüyorum ki güçlü olan kazanmıyormuş; sabreden, vazgeçmeyen kazanıyormuş. Ne diyordu Zühre anam; kendi ununu kendin öğüt. Kendi işimi ona yaptıran bendim. Bir suçlu aranıyorsa o da benim. Kendim düştüğüm için ağlayamıyorum galiba. Ahh Zühre anam, sakalın olmadığı için mi dinlemedim seni? Keşke olsaydı!
Yıldız Gözlü Not: Merhaba sevgili okur, insanın kendi işini kendisinin yapması gerektiğini biraz hüzünlü bir yolla ele aldım. Bir tür ‘sevda diyarından’ örnek vermiş olsam da ihanet edebilecek insanlar her yerde karşımıza çıkabilir. Kimden zarar geleceğini biz bilemeyiz. Bilene sığınmak gerek zannımca. Bıçakları sırtınıza saplamak için değil de bir kap yemek yapmak için ele alanlarla dolu 
olsun çevreniz. Günleriniz hoş, keyfiniz bol olsun.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

KELEBEK ÖMÜRLÜ ŞARKILAR - ZEYNEP SANDALOĞLU

Müzik, insanoğlunun doğumundan ölümüne kadar var olan en kalıcı ritimlerden bir tanesidir. İnsan kendi duygu haline uygun şarkılarla anlam bulabilir. Şarkı sözleri, anlatmak isteyip de anlatamadıklarımızı sanki kendi içinizi okuyormuşçasına duygularınıza tercüman olur. “ Şarkıların da ömrü var mıdır? ” diye düşündüm geçenlerde. Şarkılar da insanlar gibi kimi zaman tükenir kimi zaman da yeniden canlanır tozlu sayfaların arasında. Güldürür mü, ağlatır mı, ölümlü müdür ölümsüz müdür gibi, bir sürü sorular aklımdan geçti. ‘Evet’ dedim kendi kendime onların da ömürleri var. Kimi şarkılar bir kelebek misali bir günde ölebilir, kimisi de kaç yüzyıl geçse de ruhunu yaşatır. Şarkıların da ruhu var. Dinlemek isteyene tüm kapılarını en güzel şekilde açar ve sizin duygularınızla ahenkle dans eder. Müziğe bakış açım bu zamana kadar böyleydi fakat geçenlerde ruhumu dinlendirmek için radyo açtığımda moralimi bozmaktan ve kafamı şişirmekten başka bir şey yapmadı. Elbette sözüm; pop müziklerinin ...

GÖNÜL BOHÇASI

Arkadaşlar merhaba. Mutluluğun tarif edemeyeceği bir duyguyu sizlerle paylaşmak istedim ve ilk olarak bloğumuza katkı sunanların emeklerini değerlendirerek onlara sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Son günlerde bloğumuza yapmış olduğunuz yoğun ilgi ve okunma oranlarının artmasından dolayı da sizlere çok teşekkür ederim. Aynı zamanda yine son haftalarda blog ile daha çok kişi etkileşime geçiyor ve gün geçtikçe blog yazılarının okunma sayısı da artış gösteriyor. Bu durum bizim için, değer verdiğinizi göstermesi açısından oldukça güzel bir durum.  Tenâkuz blog yazarlarımızın kavramlara her yönden bakması, anlamlandırma çalışmalarını yapması ve özellikle de edebiyata yeni bir bakışı sunabilme çabası, sizlerin geri dönüşlerinin bizlere gerekli desteği sunması yönüyle önemli bir süreci yakaladı. Bu yönüyle bizlere daha çok dönüş yapmak ve çalışmaların sıklıklarını da iyileştirici ya da geliştirici bir yönde ulaştırma durumları açısından 'tenakuzlar@gmail.com' hesabı ile iletişime...