Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Varlık Yayınları etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

GUY DE MAUPASSANT: BİR KORKU EŞİĞİ(NDE)

Henri René Albert Guy de Maupassant, Fransız bir yazardır. Maupassant henüz çocukken, annesi ve babası ayrılır. Guy ile kendisinden daha küçük olan kardeşi Herve, anneye bırakılır. Annesi, ondaki edebi kabiliyetin gelişmesine yardım eder. Anne, oğlunun okuyacağı ilk kitapları özenle seçer; ve ona bilhassa Shakespeare’i tanıtır. Fakat bunun dışında oğlunu tamamen serbest bırakır. Çok güçlü kuvvetli olan yazarın ilk yılları da belki, ve hatta bütün hayatının en mutlu yılları, bu zamanlarda olur. Maupassant çok güçlü ve kuvvetli bir kişilik taşır; sıhhati, neşesi pek yerindedir; şakadan ve muziplikten hoşlanır. Vaktinden önce kendisini ölüme sürükleyecek olan hastalığı, kendisinde henüz hiçbir belirti göstermez. Onun için, o da kendisini başkentin keyiflerine koyuvermiştir.  Annesi Maupassant’ı Flaubert’e emanet eder. O da 1873-80 yılları arasında, genç yazarın yetişmesine büyük bir titizlik gösterir. Onu, sanat uğrunda her şeyi fedaya teşvik eder. İlk yazılarını okuyup düze...

FRANZ KAFKA: GİZLİ ELMAS

Franz Kafka, 1924 yılında daha kırkbir yaşındayken, hemen hemen ünsüz bir yazar olarak öldü. Prag’da yerleşmiş orta halli bir Yahudi ailesinin oğludur. Karanlık, mutsuz bir hayat yaşadı. Bu yüce ruh, bu dev sanatçı, herkes gibi umutsuzlukla neşe arasında gitti geldi. Onun hakkında kesin bilgi veriyor tanıklar:  Kafka, gülmekten hoşlanıyordu . Yakın arkadaşı Max Brod, yazdığı kitapta, onun -kahkahalarla güldüğünü, arkadaşlarını da gülmeye teşvik ettiğini- yazıyor. Azizliği sevdiğini belirterek şunları söylüyor: -Franz, ciddilikle alay arasındaki o dar sınırda dengede durmaktan hoşlanıyordu. Sanatkârca beceriyordu bunu. Ciddi mi konuştuğu, yoksa latife mi ettiği çok defa belli olmuyordu. Hele şu satırlar, Kafka’nın mizacını daha iyi belirtiyor: “Dava adlı romanı dostlarına okurken -ki, içlerinde ben de vardım- bütün dinleyenleri bir aralık bir gülmedir aldı; kendisi de öylesine gülüyordu ki, okumayı yarıda bırakmak zorunda kalıyordu bazen.”  Kafka’nın <yeni bir ürperiş...

SAINT EXUPÉRY: PRENS’İN BÜYÜK KALBİ

Antoine de Saint-Exupéry’yi hayallerinde canlandırmak isteyenlerin; onu, Ain eyaletinin Saint-Maurice-de-Remens’deki baba malikânesinde, etrafı kolaçan etmekten memnun, dünyayı hayranlıkla keşfeden,  Küçük Prens  adlı kitabındaki sarı, kıvırcık saçlı çocuk olarak göz önüne getirmeleri gerektir. Hayal kurmaktan hoşlanan bir tabiatı vardı. Eğitimin, çalışmanın baskısını kabul eden bir özgürlüğe gönül vermiştir. İlk şiirlerini yeniyetmelik çağına girer girmez yazmaya başladı; bir evren yarattı kendine göre. Daha o yaşlarda, boş zamanlarının bir kısmını, örneğin yelkenli bisiklet gibi yeni nakil araçları icat etmeye ayırıyordu.  Ergenlik çağına girince, meziyetleriyle övünen, kendisini dev aynasında gören -büyük bir adam- olarak değil düşünce olgunluğuna vaktinden önce eren bir yeniyetme olarak görünür. Hem heyecanlı hem tedbirli, hem sert hem yufka yürekli davranmasını bildi. İri yapılıydı; boyu bir metre seksen dört santimdi. Geniş omuzlarının arasında kocaman, hemen h...