Modernlik, yeni olan her şeyi önce Batıya benimsetmiş daha sonra da Avrupa sınırlarını aşmıştır. Buna karşı Doğunun tutumu daha çok medeniyet üzerine sabitlenmiştir. Medeniyetin köklülüğünün, barındırdığı kültür anlayışının, batıda modernin önüne geçememesi ve hatta medeniyetin eski damgası ile İslamiyet’i de yanına alarak yaftalaması durumu düşündürücü bir meseledir. Ayrıca, batının bilimselliği öne sürerek İslami anlayışı hafife alması gibi mevzular hâlâ tartışılan konulardır. Bu çalışmada ise konuya, farklı bir bakıştan yönelerek, kültür ve anlayış kavramından eksik batı ve batının rasyonalist bilim anlayışının, medeniyetin temelini akıl ile sarsamayacağına değinilmiştir. Medeniyet ve Batı Medeniyetinde Hassas Bakış Fernand Braudel’in tanımsızlığı üzerinden gidildiğinde, “ Medeniyet sözcüğünü, düz bir çizgiyi, üçgeni veya bir kimyasal elementi tanımlarmış gibi, basit ve kesin bir biçimde tanımlayabilmek güzel olurdu. Maalesef sosyal bilimlerin sözcük dağarcığı böylesi tanımlar...
Edebiyat, Fikir, Psikoloji, Sinema ''İnsan; çelişkiler fırtınasının bir garip yolcusu.''