Ana içeriğe atla

DİL-SİTAN! - İLKER SONER


Türkü türkü tutulmuşsun semada.
Fersah fersah ötelerden gönlün düğü.
Ahu gözlerin aksine vurulurken ben,
Dil-Sitan! Sen ne ürkek bir ceylansın?

Bülbül ki kâm eyler gül yüzüne.
Dağlanır da gurbet, vuslat bilmez ruhun ötüşü.
Kırpılır gözlerin, kaybolur gülşen-i alem
Dil-Sitan! Sen ne sihirli bir avcısın?

Tohum tohum yeşermişsin içimde.
Nota nota saçların, tutmaz örgü
Alemlere açılır gözlerin, çözülür gaip her dem.
Dil-Sitan! Sen ne esrarlı bir akşamsın?

Şair ki kem bakar senden yoksun her şiire.
Coşar da yürek, dil dönmez ifadeye bir gülüşü.
Mahmur gözlerin, mest-i harap ederken
Dil-Sitan! Sen ne sakıncasız bir şarapsın?

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İSİMSİZ DURAK: SAMAN ÇÖPLERİ - MÜZDELİFE YILMAZ

Kaç kişi bilir  Saman Çöpleri ’nin hikâyesini? Kaç kişi okumuştur, dinlemiştir ya da duymuştur? Sesler hafızamızda bir süre sonra unutulur belki, ama anlatılanların unutulması zaman alabilir. Bende ne zaman ve nerede dinlediğimi hatırlayamadığım bu hikâyeyi -belki bir bakış açısıdır kestiremedim- sizlerle paylaşacağım; “Harmanda arpa, buğday, çavdar biçilmiş, mal sahibinin ihtiyacı olan sap/saman toplanmış ve geriye artık çöp diyebileceğimiz samanlar kalmıştır: Saman Çöpleri. Harmandan geriye kalan Saman Çöpleri’nin her biri bir yaz gününün hafif esen ılık rüzgârında oradan oraya savrulup durmuştur. Kimi Saman Çöpleri toza toprağa karışıp yoğrulurken kimi Saman Çöpleri de kendilerini su üzerinde bulmuştur. Su, boyuna akıp giderken, üzerinde Saman Çöpleri’nin de sayısı artmıştır. Artmıştır artmasına ancak bu artışın getirdiği birlik/kalabalıklık onları her zaman birlik içerisinde ve oldukları yerde tutamamıştır. Kimi Saman Çöpleri akan suyun üzerinde yüzmüş, kimi Saman Çöpleri...