Ana içeriğe atla

Mİ - MAHMUT KARAHAN


Yol mu? Hiç bitmedi
Yok mu? Gelmedi
Yokluk mu? Duyguların canına yetti
Yorgunluk mu? Yok omuzlarıma daha yetmedi

Bulut mu? Yağmurlu günlerin sahibiydi
Yağmur mu? Kasvetli duyguları ruhuma değdirdi
Çamur mu? Kalbin toprak yollarını kirletirdi
Taş mı? Bir su damlasının azmine boyun eğerdi

Gelmek mi? Gitmekle gelinmezdi 
Gitmek mi? Kalana güneşi fazla görmekti
Kal mı? Hâl dili varken söylenmezdi
Lâl mi? Gururdu, duvarlarına söz işlemezdi

Çay mı? Sevmezdi
Kahve mi? Kırk yıllık değildi
Soğuk mu? Sıcak içmezdi
Avuç içleri? İçerliydi


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İSİMSİZ DURAK: SAMAN ÇÖPLERİ - MÜZDELİFE YILMAZ

Kaç kişi bilir  Saman Çöpleri ’nin hikâyesini? Kaç kişi okumuştur, dinlemiştir ya da duymuştur? Sesler hafızamızda bir süre sonra unutulur belki, ama anlatılanların unutulması zaman alabilir. Bende ne zaman ve nerede dinlediğimi hatırlayamadığım bu hikâyeyi -belki bir bakış açısıdır kestiremedim- sizlerle paylaşacağım; “Harmanda arpa, buğday, çavdar biçilmiş, mal sahibinin ihtiyacı olan sap/saman toplanmış ve geriye artık çöp diyebileceğimiz samanlar kalmıştır: Saman Çöpleri. Harmandan geriye kalan Saman Çöpleri’nin her biri bir yaz gününün hafif esen ılık rüzgârında oradan oraya savrulup durmuştur. Kimi Saman Çöpleri toza toprağa karışıp yoğrulurken kimi Saman Çöpleri de kendilerini su üzerinde bulmuştur. Su, boyuna akıp giderken, üzerinde Saman Çöpleri’nin de sayısı artmıştır. Artmıştır artmasına ancak bu artışın getirdiği birlik/kalabalıklık onları her zaman birlik içerisinde ve oldukları yerde tutamamıştır. Kimi Saman Çöpleri akan suyun üzerinde yüzmüş, kimi Saman Çöpleri...