Ana içeriğe atla

BİR GECE SANCISI - YAĞMUR HİCAP


Sancılı düşleri ipekten kanatlarla ruhuma uçuran, yetmeyip peşi sıra kalemime dolduran sahibimin adıyla...
*
Şiir, bir nefes ama biçimi şairde biten. Ve şiir, bir selaset şöleni bazen. Girift sözcükler taşımak, bir abı-hayat sunan bir nefes... Bütün bunların dışında şiir, acının salaş boşluğuna dalmaktır hep. Şairin hep dertli olması bu yüzden. Yudumlamak zamanın inleyişlerini. Ardından, küllerinden yaratılmış kuşların dilini çözmek hiç beklenmeyen bir anda. Hüznün umutla eş anlamlı olması da bu yüzden. Ve şairin ağlarken gülümsemesi, sarhoş gezmesi sokakları bazen, hep bu güzide sırlardan.
Tenha köşelerin gizemini çözebilmek, bir delinin işidir çoğu zaman. Menekşeyi olduğu kadar kaktüsü de sevebilmek aynı zamanda. Alem içre alemlerle coşmak ve ardından gökyüzüyle yapılan bir sohbetle, kaleminin mürekkebini maviliklerden çalmak, zor zanaat. Zor olduğu kadar enfes bir tat bu, ötelerden sunulan.Merhametin köşküne dayatılmış merdivenleri çıkmaya çalışmaktır bir kalemin işi. Sancılanmak gece yarıları, eski masalları konuşturmak, suskun benlikleri dinleyip dillendirmektir kalemle hasbihal etmek. Düşleri korumak ve doyamayıp kâğıda bırakmak kâğıda bırakmak, düşleri dillendirmek ve dinlendirmektir. Aynı zamanda bir kalemle hasbihal etmek. Dinlemediği tüm sözcükler için kocaman bir özür mektubu yazmaktır.Dertli, gündelik hayatın içinde, karmaşaların içinde, soluyup duran kalbiyle birlikte, içinde mırıldanıp duran sese kulak verendir. Bazen dertli, karmaşaların içinde eline bir kâğıt kalem alıp bir köşeye çekilendir.
Şiir, bir duadır bazen. Emanet sözcüklerle konuşmaktır. Umut ışığı kısaldıkça şiirin uzaması bu yüzden. Şiir uzadıkça içsel yakarışlar artar. İçsel yakarışlar arttıkça ışıklar da uzar. Bir buse koyar benliğimize an an.Ölmüş kelimelere bir insan kıyafeti giydirmek de değildir hem. Tarihler boyu uzayan, dünya üstü yaşayan diri kelimeleri koklamak ve konuşturmaktır. Konuşan, şair değildir yani. Bilakis, şair hep susan ama hep konuşturandır.
Ve şiir, Cebaril dudaklarla fısıldamaktır bazen. Sehiv solukları kadar çok ağlamaktır. Bir kementtir şairin ruhuna dolanan. Dolandıkça kemend, şairin kalemi dolar. Ve nefes alır şair, kement sıkıldıkça.Bu bendeki, söyleyeceğini söylemek kadar basit bir istekten başka bir şey değildir.
*
İşte bu kadardır yazmak! Ve yaşamak, bir yaprağın ayasındaki zarafet kadardır. Saf bir çiçeğin şarkısını dinlemektir. Mazinin kımıldayan yaşamlarını dinlemek ve ardından şu soluduğun günle birleştirmektir. Sonra bütün zamanları kalbinde toplayıp, zaman üstü mekânlarda dans etmektir.Bütün bunlarla beraber, şair hep anlaşılmaz olandır. Anlaşılamamak bir şairin kaderidir belki de. Zira sözcükler yetersizdir yüreklerin dilini konuşturmak için. Bir yığın dar cümlelerle baş başa bırakır okuyucusunu şiir. Bu yüzden mazurdur şair. Ama yazan, anlaşılmaktan ziyade anlatmak için tutar kalemi çoğu zaman. Ve okuyucu, kelimeler güzel olduğu için değil ruhunu dinlediği için anlar. Yazılıp çizilenler değil ruhunun senfonisidir yani konuşan.Şiir, bir yürek patlaması, sessiz bir çığlık.Duyulmadığı kadar sessiz, haykırışı kadar çığlık.Tut kalemi kâtibim, sakın bırakma. Zira yol çok uzun, ömür çok kısa...
*
Ve; -Alak Suresi- 
Oku!
O,  insana  kalemle  yazmayı  öğretti. 
O,  insana  bilmediği  şeyleri  öğretti...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KELEBEK ÖMÜRLÜ ŞARKILAR - ZEYNEP SANDALOĞLU

Müzik, insanoğlunun doğumundan ölümüne kadar var olan en kalıcı ritimlerden bir tanesidir. İnsan kendi duygu haline uygun şarkılarla anlam bulabilir. Şarkı sözleri, anlatmak isteyip de anlatamadıklarımızı sanki kendi içinizi okuyormuşçasına duygularınıza tercüman olur. “ Şarkıların da ömrü var mıdır? ” diye düşündüm geçenlerde. Şarkılar da insanlar gibi kimi zaman tükenir kimi zaman da yeniden canlanır tozlu sayfaların arasında. Güldürür mü, ağlatır mı, ölümlü müdür ölümsüz müdür gibi, bir sürü sorular aklımdan geçti. ‘Evet’ dedim kendi kendime onların da ömürleri var. Kimi şarkılar bir kelebek misali bir günde ölebilir, kimisi de kaç yüzyıl geçse de ruhunu yaşatır. Şarkıların da ruhu var. Dinlemek isteyene tüm kapılarını en güzel şekilde açar ve sizin duygularınızla ahenkle dans eder. Müziğe bakış açım bu zamana kadar böyleydi fakat geçenlerde ruhumu dinlendirmek için radyo açtığımda moralimi bozmaktan ve kafamı şişirmekten başka bir şey yapmadı. Elbette sözüm; pop müziklerinin ...

GÖNÜL BOHÇASI

Arkadaşlar merhaba. Mutluluğun tarif edemeyeceği bir duyguyu sizlerle paylaşmak istedim ve ilk olarak bloğumuza katkı sunanların emeklerini değerlendirerek onlara sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Son günlerde bloğumuza yapmış olduğunuz yoğun ilgi ve okunma oranlarının artmasından dolayı da sizlere çok teşekkür ederim. Aynı zamanda yine son haftalarda blog ile daha çok kişi etkileşime geçiyor ve gün geçtikçe blog yazılarının okunma sayısı da artış gösteriyor. Bu durum bizim için, değer verdiğinizi göstermesi açısından oldukça güzel bir durum.  Tenâkuz blog yazarlarımızın kavramlara her yönden bakması, anlamlandırma çalışmalarını yapması ve özellikle de edebiyata yeni bir bakışı sunabilme çabası, sizlerin geri dönüşlerinin bizlere gerekli desteği sunması yönüyle önemli bir süreci yakaladı. Bu yönüyle bizlere daha çok dönüş yapmak ve çalışmaların sıklıklarını da iyileştirici ya da geliştirici bir yönde ulaştırma durumları açısından 'tenakuzlar@gmail.com' hesabı ile iletişime...