Ana içeriğe atla

BURALAR HASRET - MERVECAN ORAK


Birden çıkıp geldi rüzgârın,
Denizinden, karama doğru
Savruluyor kirpiklerim
Baş kaldırırcasına,
Pabucu dama atılmış bir görsen.
Ellerinde ne var bilmiyorum,
Gamzendeki huzur savuruyor beni,
Bir yerden, bir yere..
Kış güneşindeki sıcaklık var, zarafetinde.
Bir diyardan, başka bir diyara salan..
Hapsetmişsin beni sana
Özgürlüğü bulmuş bir kuş gibiyim..
Öylece izliyorum, yüzündeki tebessümü..
Birden çıkıp geldi gözlerin
Maviye hasret,
Kah bulut, kah deniz
Kayboluyorum derinlerinde
Birden aklıma çocuklar geldi,
Bir bayram günü harçlığını almış
Neşeyle hava atıyormuşum gibi hissediyorum.
Sen nesin?
Hangi diyarların derinliklerine hapsettin bu güzelliği?
Sahi ellerindeki bir avuç mavi mi?
Hayaller sofrasına davet ediyor.
Buralar sen kokuyor,
Buralar hasret,
Mahkemeye verdim, içimdeki seni
Çok fazla haşir neşiriz diye..
Toprak rengine çalıyor bakışların
Bir utanç sezdim yüzünde.
Şarkının mırıldandığı bu sokak
Bana seni söyler;
Hasretinle yandı gönlüm
Yandı da söndü gönlüm
Ben seni, sana, senle gördüm..
Bugünümün şükrü
Ben seni rüyalarıma, mavi diye örttüm.
Bakınca özgürlüğe uçmak için..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂHFER V. / CEMİLO / - ABDULLAH YÜKSEL

199… Temmuz sabahıydı. Zamp Dağı’nın zirvesini saran süt beyazı pus yumağı, bölük pörçük dağılıyordu. Kurt Dişi tepesinin yamacında kalan son buzul kar sularının süzüldüğü yerde, rüzgârla savrulan pus yumağı içerisinde üç-beş insan karaltısı...; dağın yamacında vadiye yaslı iki tepe arasında yer alan yaylaya bakıyorlardı. Karartının içinde diğerlerine nazaran uzun boylu, güçlü omuzlu, aşağı yukarı dikdörtgen bir yüz, keskin ve dik bakışlı kaşlar ve gözler, hafif uzun grilik karışmış siyah saçlar, soğuktan ortadan yarılmış etli yay gibi bir dudak ve yanmış teni, siyah tüyleri ile tam bir esmer güzeli olan Cemilo, elinde silahı ile durmaktaydı. Gün ağarmaya yakın keşif nöbeti tutuyordu. Bir ara yanındakilere bir şey söylemeden Kurt Dişi kayalıklarından indi ve oradan uzaklaştı. Kendini yalnız ve güvende hissettiği bir kayalık kovuğunda, mücevher gibi sarıp sakladığı telsizini çıkardı. Hışırtılı bir ahizeden sonra...; kodu ile anonsunu geçmeye başladı. - Kartal Yuvası, burası Kurt İn...

GUY DE MAUPASSANT: BİR KORKU EŞİĞİ(NDE)

Henri René Albert Guy de Maupassant, Fransız bir yazardır. Maupassant henüz çocukken, annesi ve babası ayrılır. Guy ile kendisinden daha küçük olan kardeşi Herve, anneye bırakılır. Annesi, ondaki edebi kabiliyetin gelişmesine yardım eder. Anne, oğlunun okuyacağı ilk kitapları özenle seçer; ve ona bilhassa Shakespeare’i tanıtır. Fakat bunun dışında oğlunu tamamen serbest bırakır. Çok güçlü kuvvetli olan yazarın ilk yılları da belki, ve hatta bütün hayatının en mutlu yılları, bu zamanlarda olur. Maupassant çok güçlü ve kuvvetli bir kişilik taşır; sıhhati, neşesi pek yerindedir; şakadan ve muziplikten hoşlanır. Vaktinden önce kendisini ölüme sürükleyecek olan hastalığı, kendisinde henüz hiçbir belirti göstermez. Onun için, o da kendisini başkentin keyiflerine koyuvermiştir.  Annesi Maupassant’ı Flaubert’e emanet eder. O da 1873-80 yılları arasında, genç yazarın yetişmesine büyük bir titizlik gösterir. Onu, sanat uğrunda her şeyi fedaya teşvik eder. İlk yazılarını okuyup düze...