Ana içeriğe atla

KİBRİT MEVSİMİ, BAHAR ÇİÇEĞİ - SAMİ MERCİMEK


Sokakların insanı bir kenara,
Söyle şimdi sen,
Hangi çığırtkan kuşun,
Zümrüdi kanadında,
Göğün aydınlık fenerinden,
Hangi ışığı koparmak istersin?

Söyle şimdi sen,
Şimdi ve şimdi kadar sade,
Hangi yaprakta,
Hangi koza karanlığında,
Tabutunu yarmak istersin?
Yutamayacağı kabusları vardır zamanın,
Gül ve diken barındıran,
Söyle işte şimdi sen,
Kimin kılığına büründüysen,
Kavruk yüzünü gösterince zaman,
Kim olarak ölmek istersin?

Demirden oraklarla biçer sesler,
Bil bu kibrit mevsimini,
Yan ve sön,
Güneş gibi,
Doğ ve dön,
Metal zemberekli bir labirent doğa,
Zaman ve insan duymaz bu mevsimi,
Duysa da anlamaz,
Bu bahar çiçeğini,
O yüzden,
Söyle hemen şimdi sen,
Hangi bedende,
Hangi gönülde yanmayı dilersin?

Sokakların insanını,
Bırak bir kenara....


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ACININ ‘İNCE DOKUNUŞU’ - YASEMİN ARIK

Birçok akademik çalışma üst üste gelince, bir evi sıtır edebilecek duvar niteliğindeki devasa bir kütüphanenin de meydana geldiği söylenebilir. Bununla beraber birçok  TV programının da hassas konularda farkındalık yaratmak için üstün çabalar gösterdiklerine şahit olunur. Peki bunlar, amaçlanan hedefe ulaşmakta başarılı olabiliyorlar mı? Eğer bu sorunun cevabı ‘evet’ ise, neden -hiç durmadan kanayan- yaralarımız hâlâ kanamaya devam ediyor? Çünkü önemli bir şeyi atlıyoruz. Bütün bu bilgi yüklü anlatımların gücü ile katedemediğimiz mesafe, birbirine pek yabancı fakat bir o kadar da birbirine yakışan yürekli iki kelime ile çözümlenebilir. Bu durumu isterseniz Uçurtma Avcısı’nda geçen şu iki kelimelik söz dizisi ile örneklendirelim: ‘genetik piyango’.  Bizler yanılıyoruz. Nefes alıp vermekte iken ısrarcı bir acıyı, gerçekliğin bütün cilvesini kullandığımız vakitlerde, çözümlenmiş şekilde aşikâr ettiğimizi sanıyoruz. İşte bu durum, ‘acının ince kederini’ yansıtmakta eksik ka...