Ana içeriğe atla

HAKİKATLERİN ACI EŞİĞİ - İLTÜZER OKAN


Hayatımızda doğruluk adı altında yaşadığımız her ne varsa, tamamının sınırında durulan bir nokta vardır: Hakikat... Çok basittir ama çoğu zaman basit diye dikkate alınmayan bu hassas nokta, ‘acı eşiğinin’ zorlandığı an onunla yüzleşmek zorunda kalınır. Bu yüzleşme kimi zaman hakikatin kendisiyledir, kimi zaman ise sadece acısıyladır.
Reis Bey (Hâkim)... Hakikatin hem kendisiyle hem de acısıyla yüzleşen adam. Duruşma esnasında kullandığı “Suç her zaman edebiyata muhtaçtır. Siz kupkuru hakikate cevap veriniz!” cümlesi, onun hayata bakışının, kendi gözünde doğru olduğuna inandığı gerçeklerinin bir ifadesini verir. Fakat her gerçek doğru mudur? Bu soruyu kendi elleriyle yazdığı mahkeme defteri yanıtlar: Hakikati biliyor, fakat hakikatle çelişse bile kendi doğrusunu uyguluyordu. Yargıladığı bir genci suçlu olduğuna inanmadığı halde idama mahkûm etmişti. Kendince doğru olanı yapmıştı ve bunu “Mahkum ettiğim o değil, mücerret fiildir... Varsın, bir kötünün bürünmesi ihtimali olan masumluk maskesini kullanılmaz hale getirmek için bin masum feda edilsin...” diyerek açıklamıştı. Daha sonra ise -kitapta- idam edilen gencin masumiyeti ispatlandı. Ve işte o anda Reis Bey, önce ‘kupkuru hakikat’ ile yüzleşti sonra ise hakikatin acısı, çaldı benliğinin kapısını...
Doğruları gerçek değildi, bunu masumluk maskesini kullanılmaz hale getirmek için feda ettiği bin masumdan biri ile öğrendi. Bu hayatı doğrularımızla yaşar, hakikatler ile öğreniriz. Herkesin kendi doğruları olabilir, fakat hiç kimsenin kendi hakikati olamaz; hakikat varlığı reddedilen bir acıdır. Bu acıyla birlikte doğrularımız da değişir. “Kalplerinizi değiştirin! Size hakikat gibi görünen şeylerin hemen değiştiğini görürsünüz.” diyen de yine Reis Bey’dir. Fakat burada altının hassas bir kalemle çizilmesi gereken yer; kalptir. Hakikatle yüzleşince doğrularımız değişir yalnız bu ifadede değişen de, değişince değiştiren de kalptir. Kalp nasıl değişir? Acıyla harmanlanarak değişir. Acıyı hisseden bir kalpse affetmeyi öğrenir, merhameti öğrenir. Merhamet edebilen bir kalp acımayı bilir ve doğrularıyla hakikate acı çektirmez. En temeli, gerçeği yaşatmak için merhameti yaşamaktır. Sonrasında, yazılacak olan kâğıtlarda ‘ceza’ konuşulmaz, merhamet besteleri seslenerek konuşur.
Doğru, hakikat, acı, merhamet... Hepsi ancak hakikatlerin acı eşiğini adımlamakla mümkün. Merhamet edebilenlerin hakikatiyle yüzleşmiş kalplerin yolunu gözyaşıyla sulayanlara..., sevgiyle.
Kaynak: 
Kısakürek, N.F. (2018). “Reis Bey”, 35. Basım, İstanbul: Büyük Doğu Yayınları.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ESER İNCELEMESİ: HALİDE EDİP ADIVAR / ÇARESAZ - MÜZDELİFE YILMAZ

KONU “İMAM NİKÂH VE RESMİ NİKÂH”  Çaresaz, Milli Mücadele’nin önemli isimlerinden ve edebiyatçılarından Halide Edip Adıvar eseridir. Türkiye çağdaşlaşma sürecinin 1961’li yıllarında ele alınır. Adıvar, İstanbul hayatında yaşananları kısa roman şeklinde sunar. Herkesin bildiği gibi Adıvar, Milli Mücadele dönemi kahramanı ve yazarıdır. Ama bu eserde, kendi kabuğunda kavrulduğu İstanbul hayatı görülür.   Eserin İçeriği; Romanın   başkahramanı   olan Mediha; daha küçük yaşta iken annesini kaybeder ve 5-6 yaşlarına kadar evin hizmetçisi tarafından büyütülür. Babası, Sultan II. Abdülhamid’in kilercibaşı kadrosundan Selim Bey’dir ve Sultan’ın tahttan indirilmesiyle görevinden ihraç edilir. Eşini ve işini kaybeden Selim Bey -kendi sonunu hazırlayacak- içkiye başlar. Mediha işe yakın komşuları olan Nikolakiler’in de yardımıyla bir süre sonra yatağa düşen ve vefat edecek olan babasına bakar. Anneden sonra baba ölümüne de şahit olan Mediha, çok çalışır ve Üsküdar Ko...

KELEBEK ÖMÜRLÜ ŞARKILAR - ZEYNEP SANDALOĞLU

Müzik, insanoğlunun doğumundan ölümüne kadar var olan en kalıcı ritimlerden bir tanesidir. İnsan kendi duygu haline uygun şarkılarla anlam bulabilir. Şarkı sözleri, anlatmak isteyip de anlatamadıklarımızı sanki kendi içinizi okuyormuşçasına duygularınıza tercüman olur. “ Şarkıların da ömrü var mıdır? ” diye düşündüm geçenlerde. Şarkılar da insanlar gibi kimi zaman tükenir kimi zaman da yeniden canlanır tozlu sayfaların arasında. Güldürür mü, ağlatır mı, ölümlü müdür ölümsüz müdür gibi, bir sürü sorular aklımdan geçti. ‘Evet’ dedim kendi kendime onların da ömürleri var. Kimi şarkılar bir kelebek misali bir günde ölebilir, kimisi de kaç yüzyıl geçse de ruhunu yaşatır. Şarkıların da ruhu var. Dinlemek isteyene tüm kapılarını en güzel şekilde açar ve sizin duygularınızla ahenkle dans eder. Müziğe bakış açım bu zamana kadar böyleydi fakat geçenlerde ruhumu dinlendirmek için radyo açtığımda moralimi bozmaktan ve kafamı şişirmekten başka bir şey yapmadı. Elbette sözüm; pop müziklerinin ...