Ana içeriğe atla

BAKSAM DA BAKMASAM DA - İLKER SONER


Biliyorum,
Bundan böyle yerim olmayacak senin yurdunda
Ve ahlak bekçilerini uyandıramayacağız beraber.
Otostop çekip,
Gülemeyeceğim kapitalizmin kötü esprilerine
Yine bilmeyecek ağladığımı kimse
Başın göğsümde.

Bir hayır vardır söylenecek,
Olmamalıydı zaten.
Yalancıydı diye teselliler dökecek,
Süslü pejmürde bir kadın.
Bir diğeri yazdığım her şiiri,
Kendi üzerine çekmeye devam edecek.
Ta ki, zaman asıl yüzümü
Sessiz sevene gösterecek.
Benimle yaşamadan beni sevmek
Gönlüne kerece ukde düşürecek.

Her zaman olduğu gibi
Kendime dair
Onlara anlatmaya çalıştığım her şey
Bir esrar sanrısında
Daha ontolojik gelecek
Ve biri çıkıp yine;
“Buraya nereden geldik”
Diyecek.

Tanrı buradan söylesin sana
Kandırmıyorum değil mi?
Kandırıyorsam eğer seni
İnan hayat bizi kandırdığı için,
Öyle güzel kanıyorum ki
Öyle güzel
Gülünce, yakıyorsun içimi.
Yakıyorsun da 
Atamıyorum
İçimdeki yokluğun küllerini.

Sevgilim,
Delireceğim.
Bir insan,
Bir insana
Para verecek şimdi.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

GEL İSTERSEN - MAHMUT KARAHAN

Buralar sandığın gibi değil hiç Gri kuşlar, mavi deniz, balıkçı oltaları.. Ahengiyle yaşamanın Bir aradalar hep Düşlerimizin huzur sokakları.  Bir aralık buralara Uğrar mısın bilmem Gri kuşlar omuzlarına konar mı  Ya da mavi deniz Ayak parmaklıklarına Dalgalarını kabartır mı.. Bilemem, Hiç bilmem.. Hem sormayacağım da Çay koysam gelir misin diye Çayı koydum zaten Kahven saklımda, Gel istersen.

AHLAT AĞACI - ABDULLAH YÜKSEL

Film adını, bazı yörelerde çakal armudu, çördük, gelinboğan adlarıyla da bilinen eğri büğrü, yendiğinde boğazda yumru etkisi yaratıp yutkunmayı zorlaştıran, şekilsiz yabani bir armuttan alıyor. Tıpkı filmdeki toplumsal irdelemelerin insan üzerinde bıraktığı etki gibi... Gövdesi sert ve dikenli olan Ahlat Ağacı sonbahar gibi olgunlaşır, susuzluğa oldukça dayanıklı olan bu ağaç kurumaya yüz tutsa bile, meyve vermeye devam eder. Sert, çorak arazide yetişen, yerel panoramik manzaraların süsleyicisi olan Ahlat Ağacı’nın başkahramanı Sinan’ın hayırsız babası bu bölgenin çevresindeki herkesin ahlatlar gibi olduğunu söyleyecektir: ” Uyumsuz, yalnız, biçimsiz ” sözleri ile film ismine gönderme yapacaktır. Film, Sinan’ın üniversite eğitimini tamamladıktan sonra toplum gözünde çiçeği burnunda öğretmen adayı olarak görülen, iç dünyasında yazar olma hayalleri kuran, hırslı, arzulu, hoşnutsuz, diplomalı işsiz olarak baba ocağına, dönüşüyle başlıyor. Her Türk genci için baba evi, nereye gidilir...