Ana içeriğe atla

HATIR - MAHMUT KARAHAN


Sabahlar zor oluyor
Unutmuşken henüz,
Yaşamadıklarını.
Uyanmak istemiyorsun acılarına.

Gözlerini uzatıyorsun uzaklara,
Ruhuna sarılmış
Bedenine toprak kokusunu katmış
Gidiyorsun yine bak,
Duygularını tanımadığın ufuklara.

Yüreğinin cümleleri düşüyor aklına
Hatırı sayılır
Yaşadığın,
Kıyısında yaşlandığın...
Sırtını yasladığın,
Kırgın umutların doluyor yalnızlığına...

Gözlerin doluyor sonra
Göz çukurlarını yere eğmiş
Bir köşede bir başına
Duyguları bulutlu bir gece,
Ağlıyorsun,
Yağmurlu zamanlarınla...

Üşür gibi bir halin var
Tedirginsin.
Omuzlarında ince bir şal
Meydan okuyorsun
Gönül yaşlarını
Demin havaya savuran rüzgâra.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ACININ ‘İNCE DOKUNUŞU’ - YASEMİN ARIK

Birçok akademik çalışma üst üste gelince, bir evi sıtır edebilecek duvar niteliğindeki devasa bir kütüphanenin de meydana geldiği söylenebilir. Bununla beraber birçok  TV programının da hassas konularda farkındalık yaratmak için üstün çabalar gösterdiklerine şahit olunur. Peki bunlar, amaçlanan hedefe ulaşmakta başarılı olabiliyorlar mı? Eğer bu sorunun cevabı ‘evet’ ise, neden -hiç durmadan kanayan- yaralarımız hâlâ kanamaya devam ediyor? Çünkü önemli bir şeyi atlıyoruz. Bütün bu bilgi yüklü anlatımların gücü ile katedemediğimiz mesafe, birbirine pek yabancı fakat bir o kadar da birbirine yakışan yürekli iki kelime ile çözümlenebilir. Bu durumu isterseniz Uçurtma Avcısı’nda geçen şu iki kelimelik söz dizisi ile örneklendirelim: ‘genetik piyango’.  Bizler yanılıyoruz. Nefes alıp vermekte iken ısrarcı bir acıyı, gerçekliğin bütün cilvesini kullandığımız vakitlerde, çözümlenmiş şekilde aşikâr ettiğimizi sanıyoruz. İşte bu durum, ‘acının ince kederini’ yansıtmakta eksik ka...