Ana içeriğe atla

GÖKYÜZÜ YAMAÇLARINDA ''LÂ'' - SAMİ MERCİMEK


Ağlamak için daha erken,
Tıpkı geç kalınmış bir günün
Ertesi gibi,
Bir varoluşun
Yok oluştan sıyrılması gibi,
Lâ.

İşte geldim kapına,
Kapıyı açtım,
Ruhuma gizlediğin anahtarla,
Lâ.

Yeryüzünün yetimlerindenim,
Bana kanatlarımdaki kanı,
Zamanı sorma,
Ne secdeler,
Ne ayinler,
Ne törenler,
Ne de şölenler,
Gönül evinde hep tek gecelik misafir,
Lâ.

Bu evin odası tektir,
Ve tek olana aittir,
Ne olur gerim ötedir,
Gerim kıyamet,
Ayaklarım kadar,
Nasırlı zaten geldiğim yollar,
Avucunda bir yudum su olanı,
Alnından vuruyorlar,
İsmail’i Sebîr’de kesip
Yusuf’u kuyuda boğuyorlar,
Lâ!
Lâ!

Ne olur beni yorma,
Ritmini yitirmiş,
Zamanın gevrekliğinden şikâyetçi,
Bir kalbim,
Kanımda kaynayan arayışa,
Artık kendini sorma,
Adından öte,
Senin adındır Lâ!


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İSİMSİZ DURAK: SAMAN ÇÖPLERİ - MÜZDELİFE YILMAZ

Kaç kişi bilir  Saman Çöpleri ’nin hikâyesini? Kaç kişi okumuştur, dinlemiştir ya da duymuştur? Sesler hafızamızda bir süre sonra unutulur belki, ama anlatılanların unutulması zaman alabilir. Bende ne zaman ve nerede dinlediğimi hatırlayamadığım bu hikâyeyi -belki bir bakış açısıdır kestiremedim- sizlerle paylaşacağım; “Harmanda arpa, buğday, çavdar biçilmiş, mal sahibinin ihtiyacı olan sap/saman toplanmış ve geriye artık çöp diyebileceğimiz samanlar kalmıştır: Saman Çöpleri. Harmandan geriye kalan Saman Çöpleri’nin her biri bir yaz gününün hafif esen ılık rüzgârında oradan oraya savrulup durmuştur. Kimi Saman Çöpleri toza toprağa karışıp yoğrulurken kimi Saman Çöpleri de kendilerini su üzerinde bulmuştur. Su, boyuna akıp giderken, üzerinde Saman Çöpleri’nin de sayısı artmıştır. Artmıştır artmasına ancak bu artışın getirdiği birlik/kalabalıklık onları her zaman birlik içerisinde ve oldukları yerde tutamamıştır. Kimi Saman Çöpleri akan suyun üzerinde yüzmüş, kimi Saman Çöpleri...

MÂHFER V. / CEMİLO / - ABDULLAH YÜKSEL

199… Temmuz sabahıydı. Zamp Dağı’nın zirvesini saran süt beyazı pus yumağı, bölük pörçük dağılıyordu. Kurt Dişi tepesinin yamacında kalan son buzul kar sularının süzüldüğü yerde, rüzgârla savrulan pus yumağı içerisinde üç-beş insan karaltısı...; dağın yamacında vadiye yaslı iki tepe arasında yer alan yaylaya bakıyorlardı. Karartının içinde diğerlerine nazaran uzun boylu, güçlü omuzlu, aşağı yukarı dikdörtgen bir yüz, keskin ve dik bakışlı kaşlar ve gözler, hafif uzun grilik karışmış siyah saçlar, soğuktan ortadan yarılmış etli yay gibi bir dudak ve yanmış teni, siyah tüyleri ile tam bir esmer güzeli olan Cemilo, elinde silahı ile durmaktaydı. Gün ağarmaya yakın keşif nöbeti tutuyordu. Bir ara yanındakilere bir şey söylemeden Kurt Dişi kayalıklarından indi ve oradan uzaklaştı. Kendini yalnız ve güvende hissettiği bir kayalık kovuğunda, mücevher gibi sarıp sakladığı telsizini çıkardı. Hışırtılı bir ahizeden sonra...; kodu ile anonsunu geçmeye başladı. - Kartal Yuvası, burası Kurt İn...