Ana içeriğe atla

HİÇ GÜNEŞ OLDUN MU? - MAHMUT KARAHAN


Odanın ortasında bir noktayım.
Sessizliği dinliyorum şarkıların
Sessizliğini odanın
Nefessiz duyuyorum.

Nefes alıyor sarı ampul ışığı
Duvarlar kapatıyor acıları
Anahtarı elimde kapıların lâkin;
Kalpler paslı.

Kalpler;
Yandı.
Yakanlar kalanlara acılar bıraktı
Acılar;
Kalanlara umutsuz
Maviden başka siyah rıhtımlar yaşatacaktı.

Yaşamak şimdi
Anlamsız zamanlarda
Anlamlı hayatlar için
Kendini anlamaktı

Zaman vakitle huzur;
Az insan ile eş anlamlı
Az insan kalabalıklar arasında
Ufacık kaldı.

Kalabalık çıkarlara
Baharlar bile şaştı kaldı
Nasıl olur da yağmurlar
Kötü insanları da ıslatırdı

Kötü insanlar kandırdı
İyiler kandı
Lâkin ince düşünenler
Kırmamak için bulutlar gibi
Her vakitten farklı
Gecelerde susarak yandı.

Hâr oldu cümleler hiçliğe vardı
Lâl oldu gönüller sükûta sardı
Küçük gibimsi güzel günler
Güzel gönüllerin ardında yara kaldı.

Yaralar yalanlarla hep vardı
Hem asıl yaralayan yalanlardı.
Bunca yalan varken
Söylesene nasıl olur da kalpler
Yaralanmazdı.

Söylemek sana hiç bu kadar yakışmamıştı;
Bir daha söylesene;
Sende güzel zamanları
Yaraladın mı?

Bir de gök kuşağı vardı
Onlar yağmur ile güneşin kavuşma anıydı
Çok söylettim sana da ama
Söylesene kalpte yağmurken sen
Hiç güneşin oldum mu?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ESER İNCELEMESİ: HALİDE EDİP ADIVAR / ÇARESAZ - MÜZDELİFE YILMAZ

KONU “İMAM NİKÂH VE RESMİ NİKÂH”  Çaresaz, Milli Mücadele’nin önemli isimlerinden ve edebiyatçılarından Halide Edip Adıvar eseridir. Türkiye çağdaşlaşma sürecinin 1961’li yıllarında ele alınır. Adıvar, İstanbul hayatında yaşananları kısa roman şeklinde sunar. Herkesin bildiği gibi Adıvar, Milli Mücadele dönemi kahramanı ve yazarıdır. Ama bu eserde, kendi kabuğunda kavrulduğu İstanbul hayatı görülür.   Eserin İçeriği; Romanın   başkahramanı   olan Mediha; daha küçük yaşta iken annesini kaybeder ve 5-6 yaşlarına kadar evin hizmetçisi tarafından büyütülür. Babası, Sultan II. Abdülhamid’in kilercibaşı kadrosundan Selim Bey’dir ve Sultan’ın tahttan indirilmesiyle görevinden ihraç edilir. Eşini ve işini kaybeden Selim Bey -kendi sonunu hazırlayacak- içkiye başlar. Mediha işe yakın komşuları olan Nikolakiler’in de yardımıyla bir süre sonra yatağa düşen ve vefat edecek olan babasına bakar. Anneden sonra baba ölümüne de şahit olan Mediha, çok çalışır ve Üsküdar Ko...

AZİZ İSTANBUL - MERVECAN ORAK

AŞIK; Bir gözyaşına dalıyor insan; Gözyaşı 'his' diyarlı! Ve kaygılı umudunun Dört yanı denize sitemli Bir tarafı hırçın, diğer tarafı zarif .. Ve bir şeyler anlatır gibi: Galata masum, Kızkulesi tarafsız. Beyoğlu sırra kalem basmış  Aziz İstanbul.. Biriktirdiğin acıları, sıralı yolculuğa savurdun Bir yanın suskun Bir daha asla yaşamayacağın; struma Özlemi teğet geçerken, Aziz İstanbul.. Hep seni sevmeyenleri severek, Hep seni sevenin gözlerinden, Kalabalıklara kucak açarak, Somut savaşların, soyut aşklarına şahit oldun.. Senin ruhunun derinliklerine özlem.. Ah aziz İstanbul. . Kucak açtığın yalnızlığıma, sen tutkusu... İSTANBUL; Yüzümü astığım soğuk denizlere, Sayılı sandal biriktirdim, Çarptıkça içimdeki kayalıklara. Anladıkça deli siyahım; Masum akını. Bir ölümü koklamakta gerekir bazen. Sanki ölüm kötü kokabilirmiş gibi.. Ah! Evladım Kızkulesi;  Tarafsız aşkını hapsettiği yosunlara Bir bir şahidim.. Str...