Ana içeriğe atla

GEL İSTERSEN - MAHMUT KARAHAN


Buralar sandığın gibi değil hiç
Gri kuşlar, mavi deniz, balıkçı oltaları..
Ahengiyle yaşamanın
Bir aradalar hep
Düşlerimizin huzur sokakları. 

Bir aralık buralara
Uğrar mısın bilmem
Gri kuşlar omuzlarına konar mı 
Ya da mavi deniz
Ayak parmaklıklarına
Dalgalarını kabartır mı..
Bilemem,
Hiç bilmem..

Hem sormayacağım da
Çay koysam gelir misin diye
Çayı koydum zaten
Kahven saklımda,
Gel istersen.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ESER İNCELEMESİ: HALİDE EDİP ADIVAR / ÇARESAZ - MÜZDELİFE YILMAZ

KONU “İMAM NİKÂH VE RESMİ NİKÂH”  Çaresaz, Milli Mücadele’nin önemli isimlerinden ve edebiyatçılarından Halide Edip Adıvar eseridir. Türkiye çağdaşlaşma sürecinin 1961’li yıllarında ele alınır. Adıvar, İstanbul hayatında yaşananları kısa roman şeklinde sunar. Herkesin bildiği gibi Adıvar, Milli Mücadele dönemi kahramanı ve yazarıdır. Ama bu eserde, kendi kabuğunda kavrulduğu İstanbul hayatı görülür.   Eserin İçeriği; Romanın   başkahramanı   olan Mediha; daha küçük yaşta iken annesini kaybeder ve 5-6 yaşlarına kadar evin hizmetçisi tarafından büyütülür. Babası, Sultan II. Abdülhamid’in kilercibaşı kadrosundan Selim Bey’dir ve Sultan’ın tahttan indirilmesiyle görevinden ihraç edilir. Eşini ve işini kaybeden Selim Bey -kendi sonunu hazırlayacak- içkiye başlar. Mediha işe yakın komşuları olan Nikolakiler’in de yardımıyla bir süre sonra yatağa düşen ve vefat edecek olan babasına bakar. Anneden sonra baba ölümüne de şahit olan Mediha, çok çalışır ve Üsküdar Ko...

ÇIĞLIK - MERVECAN ORAK

Ocağın da bir dili var Karı var, acısı var Şubatına yol açar Güz’ü var, sözü dar. Mart kapısı açılır, umut verircesine Nisan yağmuruna, şemsiye tutarcasına, Mayıs baharında, güneşe dokunur, Açılır, saçılır denizi okunur.. Haziran akşamları, dalgayla kaybolur kırları, Temmuzun sıcağı, kavurur, savurur, Aydınlığıyla durulur.. Bir de sen varsın tabi Ağustos renkleri, mavisi, yeşili Dalgın dalgalara, savrulan pervaneleri Eylül güz’ü, sonbaharın örtüsü. Dökülür ağaç dalları, savurur rüzgâr. Eser derinine, deliliğine Sen mavi martı; üşümedin mi sessiz çığlığa? Ekim sen miydin gelen? Vapurları kıyıya küstüren.. Gökyüzünde siyah kaçışlar, göçe davet ettiren.. Kasım kabusları, bitişe kalem tutuşları, ah! Bir de alttan alışları. Aralıklı gülümsüyoruz.. Kapının kenarında, aralanıyor son bakış İşlenmiş bir yıl daha, deliye hasret, Zalime dert, huzura bereket.. Bir uzun bekleyiş daha Yeni kapıların aralanmasına.. Şimdi açalım ocağı, mevsi...