Ana içeriğe atla

Kayıtlar

NURULLAH GENÇ’TE KAYBOLAN DİZE - YAĞMUR HİCAP

“ sen var oldun tenhasında devlerin ben hiçliğe bulaştım ne hiç kaldı bende ne sende varlık elimizde, avucumuzda şimdi hain aldanmışlık ve ihtiyarlık… ” Bir şiirin sizde bıraktığı tat, ancak yaşanmışlığınız kadardır. Ancak o zaman, kelimeler bir vurgun gibi geçer yüreğinizden. Çünkü okumak, sadece bir kâğıdın kalbine dokunan lekeleri izlemekten ibaret değildir. Tıpkı yaşamanın, günü geçirmekten ibaret olmadığı gibi. Yaşamak, hayatı bir şiir gibi okumaktır esasında. Zaten; Yaradan’ın dokunduğu her-şey- bir şiir değil midir? Ve bizler, her birimiz bir isminin tecellisi değil miyiz? Farklı isimlerin tecellisine hükümlü değil miyiz? İnsan, bir yüzüyle melekleri imrendiren, diğer yüzüyle ise şeytanları ürküten esrarlı bir madalyondur. Ve yine insan, dağların omuzlayamadığı yükü sırtlanan, ama aynı zamanda bir yıldıza uzanamayacak kadar da acizdir. Varlık ve hiçlik arasına kurulan bu köprüde ruhun hakikatini görebilirsiniz; Nurullah Genç dizelerinde. İşte bundan olsa gerek o ...

GEL İSTERSEN - MAHMUT KARAHAN

Buralar sandığın gibi değil hiç Gri kuşlar, mavi deniz, balıkçı oltaları.. Ahengiyle yaşamanın Bir aradalar hep Düşlerimizin huzur sokakları.  Bir aralık buralara Uğrar mısın bilmem Gri kuşlar omuzlarına konar mı  Ya da mavi deniz Ayak parmaklıklarına Dalgalarını kabartır mı.. Bilemem, Hiç bilmem.. Hem sormayacağım da Çay koysam gelir misin diye Çayı koydum zaten Kahven saklımda, Gel istersen.

FİLM REPLİKLERİ - ABDULLAH YÜKSEL

                                                               ŞAKA İLE KARIŞIK Yönetmen: Osman F. Seden Senaryo Yazarı: Osman F. Seden Yapımcı: Recai Akçaoğlu, İrfan Ünal Görüntü Yönetmeni: Kenan Kurt Süre. 100 dk Yapım yılı: 1965 Tür: Komedi, Dram, Duygusal " ...seni gördüğüm zaman içimde böyle bir  şeyler oldu. Konuşmayı beceremem ama anladın  dimi? Canımsın be, güneşimsin, havamsın. Yani bu  ağzımdaki izmarit yok mu be kız işte onun gibi  benimsin be. Yani buramdasın be. Sen hayatımın tek  golüsün yani."                                                                  * ''Ne zaman gol diye sevinsek, arkamıza dönüp bak...

RAÇİNSKİ KADAR: İDEALİST ÖĞRETMEN BAKIŞI- MÜZDELİFE YILMAZ

Raçinski, Moskova Üniversitesi’nde matematik profesörü olarak görev yaparken, ani bir kararla akademik hayatına son vermek ister ve istifa eder. Çok geniş ve kendisi gibi yetişmiş birçok arkadaşı bu kararına tepki verir. Bulunduğu konumu ve bunun ne kadar değerli olduğunu ifade etseler de başaralı olamazlar. Çünkü Raçinski, tüm kariyerini bırakarak kendi köyüne dönecektir. Köyünün zihniyetine, ahlak seviyesinin düşüklüğüne, geri kalmışlığına, ruhsuzluğuna daha fazla dayanamayacaktır. Kendisi gibi bu köyde yaşayan insanların kötülüklerden sıyrılıp başarılı bireyler olacakları inancına sahiptir... Buna engel yoktur... Raçinski bu düşüncelerle her şeyi geride bırakıp kendi köyüne gelince bir şeyleri çözümlemek/düzenlemek çok da kolay olamayacaktır. Kendi köyündeki insanlar bile buradaki çocukların bir gün başaralı olacağına inanmamaktadır. Bu nedenle köyündeki insanlardan destek alamamıştır. Ancak bu destek alamama durumu, onu hedefinden alıkoymamıştır. Çünkü Raçinski hedefine odaklanı...

BİRLİK VE BERABERLİK: TAHAMMÜLSÜZLÜK - MUZAFFER BİLSİN

İslamiyet’in yeryüzüne indiği günden itibaren, yapmış olduğu en büyük vurgulardan bir tanesi de birlik ve beraberlik konusudur. Birçok ayette, hadiste yer alan ve vurgu yapılan konu her ne olursa olsun, İslamiyet çatısı altında olan insanların bir ve beraber olması üzerinedir. Bu durum bir savaş halinde, bir kararda, bir duruş sergilemede veyahut da herhangi bir vakada ortaya çıkıp kendisini gösterebilir. Bizlere düşen görev ise nasıl bir arada olabileceğimiz konusu ile ilişkilidir. İslamiyet çatısı altında birleştiğimiz için, öncelikle içinde bulunduğumuz mülk sahibinin kim olduğunu bilmemiz gerekir. Gerçek Mülk sahibinin kim olduğunu bilen insan bu dünyada kendisine ait hiçbir mal varlığının da olmadığını bilir ve birlik içinde bulunduğu yerdeki bütün mülkün, Allah’ın izin verdiği sınırlar içinde olduğunu kavrar. Bu duruma örnek vermek gerekirse, geriye doğru dönüp baktığımızda hicret sonrası Ensar ve Muhacir kardeşliğinde yatan birlik ve beraberlik de görebiliriz. Ekmeğini, tarlas...

DERDİ - MAHMUT KARAHAN

Yüzü düşmüştü önüne. Yüzü düşlerinin, Düşmüştü gözyaşlarının Karanlık göğsüne.. İncinen Bazen gider Bazen gittiği yerlerden Gelmezdi. Gelmediği gecelerde İncinmiş kuşları, İncitmezdi. İncinmişti incitmeyen İnci gibiydi İncitmek istemeyen. Ses etmezdi sesine İncindiği yerden  Gönül ehli Çayla muhabbeti demleyen. Ah ne güzel derdi Yandığım yerden yakmam diyen Derdi; Yandığı yerden Kırık kanatlarını sarmak isteyen. / Biraz başka acılar yüklenmeli her şeye Biraz sen, Biraz insanlar.. [14.03.17] / Duracağı zamanı biliyor yağmur, Yağacağı zamanı da. Üstüne basmaktan incinse de gönüller; Islatacağı yarayı da.

AMOK KOŞUCULARI: YOK OLUŞ - MUZAFFER BİLSİN

‘ İnsan insanın kurdu değil, insan kendi kendisinin kurdudur ’ tezinin doğruluğunu Zweig ile tartışırken, bu tezini doğrulamak için bana kendi kitabını -Amok Koşucularını- verdi. Kitapta, bir doktorun kendinde yükümlü gördüğü ‘ herkese koşulsuz yardım etme ’ sorumluluğunu yapmak ile yapmamak arasında kalarak nasıl bir sanrıya tutulduğunu ve bir sırı korumak için kendi içinde vermiş olduğu savaşları anlatmaktadır. Lâkin bizim değineceğimiz nokta burası değildir. Biz yönümüzü, aynı zamanda kitaptaki olay ile de bağlantısı olan ‘Amok Koşucuları’ metaforuna çevirmek istiyoruz. Kitapta yer alan Amok Koşucusu bir hastalıktır. Bir yok oluş hastalığı yani insanın kendi kendisinin kurdu olduğu bir hastalık. Amok Koşuculuğu hastalığı, Ekvator ikliminin ağırlıklı olduğu Malezya ve Endonezya gibi bölgelerde görülür. İklimsel bunalım sonucu, sinir krizlerine giren insanın, hiç durmadan yorulmadan koşmaya başlamasıyla önüne çıkan bütün engelleri yıkarak devamlı olarak koşması, ancak birinin kendi...